Bazı insanlar günün büyük bölümünde yemek düşünür.
“Akşam ne yiyeceğim?”
“Bugün çok yedim mi?”
“Tatlı yesem mi?”
“Yarın diyete başlayacağım.”
“Acıktım mı gerçekten?”
Yemek, günün merkezine yerleşir.
Ve çoğu kişi bunun nedenini şöyle açıklar:
“Ben iradesizim.”
“Yemek bağımlısı oldum.”
“Kendimi durduramıyorum.”
Ama çoğu zaman gerçek neden bunlar değildir.
Sürekli yemek düşünmek normal değildir.
Ama düşündüğün kadar nadir de değildir.
Özellikle uzun süre diyet yaptıysan, öğün atlattıysan, yasak listeleriyle yaşadıysan veya sürekli kilo vermeye çalıştıysan beynin yiyeceğe daha fazla odaklanmaya başlayabilir.
Çünkü beyin tek bir şey düşünür:
“Enerjiye ulaşmam gerekiyor.”
Bu aslında bir hayatta kalma mekanizmasıdır.
Bunun bilimsel bir açıklaması var.
1944 yılında yapılan Minnesota Açlık Deneyi, bunun en güçlü örneklerinden biridir.
Araştırmada sağlıklı erkekler aylar boyunca enerji kısıtlamasına girdiler.
Sadece kilo vermediler.
Aynı zamanda;
- sürekli yemek düşünmeye başladılar,
- tarif kitapları okumaya başladılar,
- yemek hayalleri kurdular,
- mutfakla aşırı ilgilenmeye başladılar,
- bazıları yemek koleksiyonları yaptı.
Yani yiyecek zihnin merkezine yerleşti.
Bu onların karakteri değildi.
Vücutlarının verdiği doğal cevaptı.
Bugün de benzer durumlar kronik diyet yapan kişilerde sık görülüyor.
Her zaman fiziksel açlık değildir.
Yemek düşüncesi bazen gerçekten enerji ihtiyacından kaynaklanır.
Bazen de yıllarca devam eden kısıtlama nedeniyle beynin yiyeceği sürekli takip etmesinden.
Dışarı çıktığında ilk restoranları fark etmen,
alışveriş merkezinde önce yemek katına bakman,
bir toplantıda bile ne yiyeceğini planlaman,
çoğu zaman “takıntılı biri” olduğun anlamına gelmez.
Diyetler bunu neden artırıyor?
Çünkü yasaklanan şeyler daha görünür hale gelir.
“Çikolata yemeyeceğim.”
Beyin:
Çikolata.
“Ekmek yasak.”
Beyin:
Ekmek.
Bir de buna gerçek enerji açlığı eklenince yiyecek düşünceleri çok daha yoğun hale gelir.
Çözüm daha fazla irade değildir.
Daha sıkı diyet yapmak değildir.
Yemek düşüncelerini bastırmaya çalışmak da değildir.
Çünkü sorun çoğu zaman düşüncelerin kendisi değildir.
Sorun, beyninin uzun süredir kıtlık sinyali alıyor olmasıdır.
Düzenli beslenmek,
yeterince enerji almak,
yasakları azaltmak,
bedenin güvenini yeniden kazanmasına yardımcı olabilir.
Bu süreç zaman ister.
Ama birçok kişi, yeterince beslenmeye başladıktan sonra günün tamamını yemek düşünmeden geçirebildiğini fark eder.
Son söz
Eğer gün boyunca sürekli yemek düşünüyorsan,
önce kendine şu soruyu sor:
“Gerçekten bende mi bir problem var, yoksa bedenim uzun süredir bana bir şey anlatmaya mı çalışıyor?”
Belki de çözmeye çalıştığın şey irade eksikliği değil,
yıllardır süren diyet kültürünün bıraktığı bir izdir.
Kaynaklar
Keys A. et al. (1950). The Biology of Human Starvation.
Polivy J., Herman CP. Dieting and Binge Eating.
Tribole E., Resch E. Intuitive Eating.
